• https://www.facebook.com/D%C4%B0GEM-Dikkat-Geli%C5%9Ftirme-Merkezi-1601328033475032/?ref=ts
  • https://twitter.com/?lang=tr
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Saat
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret15222
Takvim

ÇOCUĞUMUN BAŞARISIZLIĞI DİKKAT EKSİKLİĞİNE BAĞLI OLABİLİR Mİ

Okul çağında, çocuğun öğrenmesini ve uyumunu zorlaştıran problemlere sık rastlıyoruz. Pek çok çocuğun yaşayabileceği bu zorlukları, bazı çocuklar sürekli ve çevresi ile ilişkilerini engelleyecek boyutta yaşar. Dikkat eksikliği öğrenmeyi ve başarıyı etkileyen çok önemli bir rahatsızlıktır. Ama son zamanlarda her hareketli ya da dikkatsiz çocuğa “hiperaktif” yakıştırması yapılmakta. Peki, bu hastalık nedir? Nerede normal, nerede anormal sayılmalıdır? Tedavi edilmeli midir? Nasıl edilmelidir? İlaç kullanılmalı mıdır? Ne zaman kullanılmalı, ne zaman kullanılmamalıdır? İlaçlar bağımlılık yapar mı?

Bu soruları çoğunu pek çok defa yazılarımda yanıtlamıştım. Ama son zamanlarda bu konuda karşılaştığım sorulardan dolayı farklı bir bakış açısı ile tekrar yazmaya karar verdim. Öncelikle çocuklar,  ilgilerini çekmeyen ya da kendilerini zorlayan etkinliklere karşı uzun süreli dikkatlerini veremezler. Tam tersine ilgisini çeken etkinlikler olduğunda da dikkatlerini alamazlar. Bu nedenle de, kurallara uyması geren yerlerde, içlerinden geçtiği gibi ya da akıllarına estiği gibi davranma eğilimi gösterirler. Ama bu cümleden, sizlerin de takdir edeceği gibi her ilgilerini çeken durumun onların yararına bir durum olduğu ve kendi hallerine bırakmamız gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır.

Her dediği yapılan, cılız itirazlar edip sonra tekrar istediği yapılan çocuklar ilerde çok büyük problemlerle karşılaşmaktadır. Hoş, onlara göre kendilerinde bir problem yoktur. Problem; annesi, babası eşi çocukları yani kısacası çevresi için vardır. Dikkat sorunu ya da hiperaktivitesi olan bir çocuk kendisini dizginleyemediği için toplumsal sorunlar yaşar. Çevresi onu hor görür. Sık sık “yaramaz”, “haylaz”, “tembel” diye anmaya başlar. Arkadaşları onunla oynamak istemez dolayısıyla yalnız kalmaya başlar. O da yalnız kalmamak için oyunları bozmaya başlar. Bu durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alır. Çünkü bu sefer de öğretmeni, çevresi onu itmeye başlar. Kısacası beyinsel bir hastalığı olan bu çocuk, sırf bu eksikliği yüzünden çevresi tarafından itilir.

Yıllardır dikkat eksikliğinin bir hastalık olarak bilinmemesi yüzünden kimlere neler oldu tahmin bile edemezsiniz? Kaç çocuk kendisini tembel zannedip okulu bıraktı? Kaç kişi trafik kazasında vefat etti veya bir kazaya neden oldu? Kaç kişi, sırf bu hastalık yüzünden sık sık hastane acillerine taşındı? Kaç kişi üniversite ya da “OKS” sınavını kazanamadı? Çocuk doğal olarak küçüklüğünden itibaren almış olduğu olumsuz tepkiler yüzünden, kendi kişiliği ile ilgili “olumsuz” imajını benimseye başlar. Bizler de onun bu imajını; eleştirici, dışlayıcı ve kıyaslayıcı davranışlarımızla güçlendiririz. Bence en önemli tehlike burada başlamaktadır. Toplum olarak başarı ve özellikle de ders başarısı odaklı olduğumuz için bu önemli ayrıntıyı gözden kaçırmaktayız. Bence öncelikle konuşulması gereken konu bu olmalıdır. Okul önlerindeki şiddeti, uyuşturucuyu konuşmaya başlamadan önce bu hastalığı tanımalı ve bu çocuklara yardım elini uzatmalıyız. Ama nedendir bilinmez bizler hep en kolayına kaçarız. Ya inkar, yani “Benim çocuğumda bir şey yok” demek ya da dövmek ve ona bir isim takmak gibi. Sonuçta onlara yardım etmek isteyen bir yolunu, istemeyen ise bir mazeretini bulur.

Psikiyatrist-Psikoterapist Dr. İbrahim Bilgen

CANLI RADYO
FACEBOOK
Hava Durumu
Anlık
Yarın
3° -1°